![]() |
|
|
||||
|
SANA BAKMAK
Her şey yapılabilir Bir beyaz kağıtla Uçak örneğin uçurtma mesela Altına konulabilir Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için Sallanan bir masanın Veya şiir yazılabilir Süresi ötekilerden kısa Bir ömür üzerine.. Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir Senin dışında.. Güzelliğine benzetme bulmak zor Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan Her şeyden Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor Belki tabiattadır çaresi Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin Ve benim Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim Anlarım bitkiden filan Ama anlatamam Toprağın güneşle konuşmasını Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla.. Sen bana ışık ver yeter Bende filiz çok Köklerim içimde gizlidir Gelen giden açan soran bere budak yok Bir şiir istersin “içinde benzetmeler olan” Kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar Güzel bir şey yok... Uzun bir yoldan gelen Tedariksiz katıksız bir yolcuyum Yaralı yarasız sevdalardan geçtim Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu Her şeyi anlattım Olan olmayan acıtan sancıtan Bilsem ki sana varmak içindi Bütün mola sancıları Bütün stabilize arkadaşlıklar Daha hızlı koşardım Severadım gelirdim Gözlerinin mercan maviliğine... Sana bakmak Suya bakmaktır Sana bakmak Bir mucizeyi anlamaktır ... Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır Aşk sorgusunda şahanem Yalnız kelepçeler sanıktır Ne yazsam olmuyor Çünkü bilenler hatırlar Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar Bahçıvanlar değil tüccarlardır Sen öyle göz Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı Sen teninde cennet kayganlığı iken Sana şiir yazmak ahmaklıktır ... Bir tek söz kalır Dişlerimin arasından Ben sana gülüm derim Gülün ömrü uzamaya başlar .. Verdiğim bütün sözler Sende kalsın isterim Ben sana gülüm derim Gül sana benzediği için ölümsüz Yazdığım bütün şiirler Sana başlayan bir kitap için önsöz ... Sana bakmak Bir beyaz kağıda bakmaktır Her şey olmaya hazır Sana bakmak Suya bakmaktır Gördüğün suretten utanmak Sana bakmak Bütün rastlantıları reddedip Bir mucizeyi anlamaktır Sana bakmak Allah’a inanmaktır... (yılmaz erdoğan) |
|
||||
|
BıR KÜÇÜK DÜNYAM VAR ıÇıMDE BENıM
Bir küçük dünyam var içimde benim Mihnetim ziynetim bana kafidir Görenler dar görür geniştir bana Sohbetim ülfetim bana kafidir ıstemem dünyanın saltanatını Süslü giyinimi Arabın atını Bilirsem Türklüğüm var kıymetini Vatanım milletim bana kafidir ısterdim hayatta düşmanla savaş Milletime kurban olaydı bu baş Nasip değil imiş şehitlik gardaş ımanım niyetim bana kafidir Dünya geniş olsun iste dar olsun Yeter ki kalbimde iman var olsun Her zaman milletim bahtiyar olsun Rütbemle mesnedim bana kafidir ıçimde beslerim büyük bir ordu Çinesin düşmanı yükseltsin yurdu Azmi zihniyeti Veyselin derdi ışte bu niyetim bana kafidir (aşık veysel) |
|
||||
|
SıZıN ıÇıN
Sizin için, insan kardeşlerim, Her şey sizin için; Gece de sizin için, gündüz de; Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı; Ay ışığında yapraklar; Yapraklarda merak; Yapraklarda akıl; Gün ışığında binbir yeşil; Sarılar da sizin için, pembeler de; Tenin avuca değişi, Sıcaklığı, Yumuşaklığı; Yatıştaki rahatlık; Merhabalar sizin için; Sizin için limanda sallanan direkler; Günlerin isimleri, Ayların isimleri, Kayıkların boyaları sizin için; Sizin için postacının ayağı, Testicinin eli; Alınlardan akan ter, Cephelerde harcanan kurşun; Sizin için mezarlar, mezar taşları, Hapishaneler, kelepçeler, idam cezaları; Sizin için; Her şey sizin için. (orhan veli) |
|
||||
|
YAşAMAK
Biliyorum, kolay değil yaşamak, Gönül verip türkü söylemek yar üstüne; Yıldız ışığında dolaşıp geceleri, Gündüzleri gün ışığında ısınmak; şöyle bir fırsatını bulup yarım gün, Yan gelebilmek Çamlıca Tepesi'ne... -Bin türlü mavi akar Boğaz'dan- Herşeyi unutabilmek maviler içinde. Biliyorum, kolay değil yaşamak; Ama işte Bir ölünün hala yatağı sıcak, Birinin saati işliyor kolunda. Yaşamak kolay değil ya kardeşler, Ölmek de değil; Kolay değil bu dünyadan ayrılmak. (orhan veli) |
|
||||
|
AKşAM VAKTı
Neden öyle sessiz duruyorsun öyle? şarkın mı tükendi, dersin, biten günle, Yoksa gün mü bitti şarkınla beraber? Çığlıklar, içinde can verdiği bu an, Nolur, gözlerine geceler dolmadan, Bana altın gibi bakışlarını ver... (cahit sıtkı) |
|
||||
|
Sen Gidersen
"Sen gidersen kim kıskanır kim dolanır pencereme, kimler gelir kimler geçer çift kapılı şu hücreme!" Sen gidersen sesin gider Kokun gider yüzün gider Ay dolanır pusularda Tenim titrer gecem biter Sen gidersen yüzün gider Martı küser baykuş öter Senden kalan son hatıra ıki damla yaşın gider Sen gidersen boyun gider Posun gider sözün gider Bir şey kopar yüreğimden Çatılmadık kaşın gider Sen gidersen sohbet gider Tadım gider tuzum gider Dinlediğim her şarkıda Tel kırılır sazdan düşer Sen gidersen başkent gider içim üşür ayaz düşer ızmir de konak meydanı ıstanbul da taksim düşer Sen gidersen canım gider Adın geçer içim titrer şu dağlanmış yüreğime Sevda denen akkor düşer Sen gidersen herşey gider Sesin gider,sesim düşer Sen gidersen ey sevgili Ben biterim,şiir biter... |
|
||||
|
şimdi tüm aşklarım gözümde bir damla yaş.
Süzülür gözlerimden, gönül kadehime yavaş yavaş... Andıkça içerim, içtikçe sarhoşum, içtikçe ayyaş. Kendimle kavgalar içindeyim, gölgemle savaş... FATıH ışIKER |
|
||||
|
AşK
şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git. Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı, Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz Sanki hiç olmamıştı Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu... şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı ıstanbullular şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydiki sevmek Ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken Bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti Çünkü iki kişiydik... Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız Seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu ıki kere öpeyim desem üçün boynu bükük Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra Sonrası iyilik güzellik... (cemal süreyya) |
|
||||
|
MAVı MAVıYDı GÖKYÜZÜ
Mavi, maviydi gökyüzü Bulutlar beyaz, beyazdı Boşluğu ve üzüntüsü ıçinde ne garip yazdı... Garip, güzel, sonra mahzun Iıkla yağmur beraber, Bir türkü ki gamlı, uzun, Ve sen gülünce açan güller. Beyaz, beyazdı bulutlar, Gölgeler buğulu, derin; Ah o hiç dinmeyen rüzgar Ve uykusu çiçeklerin. Mor aydınlıkta bir çınar Veya kestane dibinde; Mahmur süzülen bakışlar ıkindi saatlerinde.... Birden gülümseyen yüzün Sabahların aynasında Ve beni çıldırtan hüzün ıki bakış arasında. Kim bilir şimdi nerdesin? Senindir yine akşamlar; Merdivende ayak sesin Rıhtım taşında gölgen var. (ahmet hamdi tanpınar) |
![]() |
| Paylaş |
| Etiketler |
| arsivi, siir |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| Forum Kadın / KADINCA | Desteklediklerimiz |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Forums Copyright © 2008- 2010 forumkadin.com |