2 sonuçtan 1 ile 2 arası
Şu an Pediyatri - Çocuk Hastalıkları kategorisindeki Kaç Kez Anlattım, Öğrenemiyor, Hatırlamıyor! isimli konuyu okuyorsunuz.
  1. #1
    Üyelik tarihi
    05.12.2009
    Mesajlar
    5.290
    Konular
    1587
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Kaç Kez Anlattım, Öğrenemiyor, Hatırlamıyor!

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kaç Kez Anlattım, Öğrenemiyor, Hatırlamıyor!


    Okul başarısızlığının nedenleri; yalnızca, dikkatteki kolay dağılma, öğrenme güçlüğü ve zekaya bağlı değil. Son yıllarda çocuk ruh sağlığı ve beynin yapısı ile ilgili çalışmalar öğrenme, düşünme, beceri kazanmanın çok daha geniş kapsamlı ve karmaşık süreçler olduğunu gösteriyor. Özellikle çocuğun gelişim sürecinde,okuldaki başarısızlığı ve öğrenme sorunlarının nedenleri arasında; IQ'nun düşük olması,depresyon, psikoz gibi önemli ruhsal sorunlar, beynin dikkat merkezinin çalışmasıyla ilgili sorunlar, sosyo-kültürel yetersizlik, okulöğretmen, aile ya da eğitim programı kaynaklı sorunlar sayılıyor Memory Center "Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Birimi"nde davranış bozuklukları, öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan, depresif, otistik, zihinsel engelli çocuklar için, bireysel eğitim ve rehabilitasyon yapılarak bu sorunlara çözüm bulunmaya çalışılıyor.

    Çocuklarda ne gibi hafıza ve öğrenme problemleri görülüyor?

    Zekası normal veya üstün olduğu halde aşırı hareketli, dikkati dağınık olduğu için de kendini derse veremeyen birçok çocuk ve genç başarısız oluyor. Zekasına uygun hayat başarısı gösteremiyor. Oysa "dikkat dağınıklığı" bir hastalık. Dikkat dağınıklığı olan çocuklar, sık sık oyuncaklarını kaybediyor, dikkatsizce hata yapıyorlar. Sakarlar, zihinsel çaba isteyen işlerden kaçıyorlar. Küçük bir uyarı ile dikkatleri dağılıyor, hatta günlük işleri bile unutabiliyorlar. Aynı zamanda dikkat eksikliği olan çocuklar, dalgın ve hayalciler. Beş dakikalık bir işi yapmaları bile saatler alabilir. Bu çocukların bir özelliği de; isteklerini erteleme duygusunun gelişememiş olması. Genellikle aceleci ve sabırsızlar. Örneğin devamlı söz keserler, bekleyemezler, tutturduklarının hemen olmasını isterler. Engellendiklerinde ise inatçı ve saldırgan olurlar.

    Dikkat dağınıklığı olan çocukların bir kısmı da aşırı hareketli. Bu grup, "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite" tanısı içinde yer alıyor. Bu çocuklar ele avuca sığmazlar, kıpır kıpırdırlar. Çok konuşurlar, söz keserler ve devamlı koştururlar. Bu nedenle anneler, genellikle yabancı bir ortamda çok zor durumda kalabiliyorlar. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Osman Sabuncuoğlu öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği ve hiperaktivite konusunda son yıllarda büyük araştırmalar yapıldığını ve yeni bilgiler elde edildiğini belirterek, bize şu açıklamalarda bulunuyor:

    "İnsan beyninin ön kısmı (frontal lob) diğer canlılardan farklı olarak, insanda daha gelişmiştir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda bu bölgenin; insanın kişiliği, ruh dünyası, dikkatini kullanması ve öğrenmesi ile ilgisi bulundu. Zeki olduğu halde dikkatini toparlayamayan insanlarda, beynin ön bölgesinin kan şekerini az tükettiği, kan dolaşımının düşük olduğu, dopamin maddesinin bu bölgede düşük olduğu belirlendi. Dikkat, algı,bellek içice çalışan süreçlerdir.Çocuğun erişkin hayata hazırlanışı açısından bütün bu süreçlerin yerinde olması ve sağlıklı işlemesi çok önemli. Örneğin zeka ileriliği veya zeka sınırı olan çocukların çabuk unuttuklarından yakınılır; 'Kaç kez anlatıyoruz hatırlamıyor, öğrenemiyor...' Bütün bu sorunlar, aslında o süreçlerdeki aksaklıktan kaynaklanıyor. Dikkat eksikliği olan çocuklarda, hafıza ve dikkatle ilgili süreçler birlikte çalıştığı için, dikkatteki bir problem hafızayı da etkiliyor.

    Yakalanan bilginin, her aşamada kullanılmasında da bu durum kendini gösteriyor. Örneğin sentezleme, anlatım gücü ile ilgili konularda zorluklar yaşanıyor."

    Ayrıca Uzm. Dr. Sabuncuoğlu, hafızanın da bir gelişimi olduğunu ve bu nedenle çocuğun öncelikle gelişim sürecinde (0-6 yaş ve okul döneminde), herhangi bir olumsuz etkiden uzak tutulması gerektiğini belirtiyor. Özellikle travmaya uğramış çocuklarda, bellekle ilgili sorunların oluşabileceğini hatırlatıyor.

    Memory Center'da yapılan çalışmalar


    Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Osman Sabuncuoğlu, her çocuğun öğrenme hızı, davranış, beceri ve başarısının birbirine göre farklılık gösterdiğini, bunun nedeninin ise çocuğun IQ'sunun, dikkat ve konsantrasyonunun, hafızasının, kişilik özelliklerinin farklılığından kaynaklandığını belirtiyor. Çocuğun yaratıcılığının ve gelişiminin ancak ona uygun koşullar sağlanarak geliştirilebileceğini söylüyor. Merkezlerinde bu konularda ne gibi çalışmalar yapıldığını ise şu şekilde açıklıyor:

    "Çocuk, geleceğinde kendine doğru bir yer bulabilmelidir. Bu nedenle öncelikle onu her yönüyle ve tam anlamıyla tanımak, bireysel farklılıklarını esas alarak, onun için uygun öğretim modeli oluşturmak gerekli. Memory Center'da, özel eğitim gerektiren çocuklar, beynin bioelektrik haritası ve bilgisayar sistemi ile beyin fonksiyonlarını ölçen testleri yapıldıktan sonra, gelişim seviyelerine uygun rehabilitasyon programına alınıyor.Örneğin, geç öğrenip çabuk unutan, dikkati dağınık, sık eşya kaybeden, yaşıtlarına göre daha hareketli çocuklara, tıp merkezlerinde bazı testler yapılıp, tanı koyuluyor. 2-3 saat süren çekim ve ölçümleri yapılıyor. Bunların sonucunda, beynin dikkat merkezinin çalışmasının düzensiz olduğu bulguları elde edilirse, ilaç tedavisine başlanıyor."

    İkinci aşamada neler yapıldığını ise çocuk psikolojisi biriminden Uzm. Psikolog Aynur Sayım şöyle anlatıyor: "İkinci aşamada dikkat eğitimi ve zihin geliştirme programları, bilgisayar ortamında uygulanıyor. Ayrıca anne ve babanın, farkında olmadan yaptığı eğitim hataları varsa onlar belirleniyor ve psikolojik danışmanlık hizmeti veriliyor. Aynı zamanda çocuk ve gençlerin zihinsel gelişim ve kavrama eğitimleri, motor gelişimleri, dil gelişimi ve konuşma terapisi, duygusal gelişimleri, özbakım gelişimleri, verilen bireysel tedavisel eğitim çalışmalarıyla da destekleniyor."

    Uzmanlar Sabuncuoğlu ve Sayım, hiçbir problemin tedavisinde yüzde yüz olumlu sonuç elde edilemeyeceğini belirterek, öğrenme ve hafızayla ilgili problemlerde tedavi ekibinin- anne babalar, öğretmenler- aynı tarafta olduğu sürece, çocukların her tür tedavi girişimine olumlu yönde yanıt verdiğini söylüyorlar.

    Aile içi iletişim önemli

    Çocuk veya yetişkin ruh sağlığı alanında pek çok sorun, hem biyolojik hem psikolojik hem de sosyal etkenlere bağlı. Örneğin çocuklarda, hafızayı en fazla geliştiren olgulardan biri, "anneyle etkileşim." Yani çocuğu, duygusal anlamda yeterince doyuran bir kişinin mevcudiyeti. Özellikle 'duygusal öğrenme ile hafızamızın var olduğu dönemde', anneyle etkileşim sosyal bir etkileşim olarak görülüyor.Aynı zamanda çocuğun var olan hafızayla ilgili kapasitesini en fazla etkileyen faktörlerden biride 'aile içinde sağlıklı bir iletişim, konuşma ve anlatma ortamının olması. Çocuklarına bu açıdan uygun bir ortam sunan anne baba, onları da bu yönde teşvik etmiş oluyor.


    Hafıza kullanımı

    Erişkin hayatın en gerekli temel psikolojik süreçlerinden biri hafıza. Hafızanın, ek diğer psikolojik süreçlerle içiçe bağlantısı söz konusu. Özel olarak güçlü bir hafıza, gereken şeyleri dağarcığımızda tutabilmeyi, gerekmeyenleri unutabilmeyi, toplumla bütünleşik bir hayat gerçekleştirmeyi sağlıyor. Erişkin hayata böyle bir donanımla girebilen her genç de başarının ve mutluluğun kapısını aralayabiliyor.
    __________________


  2. #2
    Üyelik tarihi
    05.12.2009
    Mesajlar
    5.383
    Konular
    715
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    emegine saglık canım

 

 

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0